Ekibe yapay zekâ eğitimi: nereden başlanır?

Gizem Güney · 7 dk okuma ·

Kısa cevap

Ekibe yapay zekâ eğitimi almanın ilk adımı araç seçmek değil, ekibin gerçekten yaptığı bir işi seçmek. Genel bir farkındalık sunumu salonda iyi geçiyor ama ertesi gün kimsenin masasında bir şey değişmiyor. Eğitim, katılanların o hafta zaten yapacağı bir işin üstünde yürütülürse — şartname yazmak, gelen teklifleri karşılaştırmak, rapor okumak — geriye slayt değil çalışan bir akış kalıyor. Kimin katılacağı da araçtan önce geliyor: aynı işi yapan bir grup, farklı departmanlardan toplanmış karışık bir gruptan daha hızlı sonuç veriyor.

Önce araç değil, iş seçilir

Kurumlardan gelen ilk soru genelde "hangi aracı öğretiyorsunuz" oluyor. Bu soru sıranın sonunda. Araç listesiyle başlayan bir gün, ekibe yeni bir menü tanıtıyor ama menüdeki hiçbir şeyi kimse sipariş etmiyor — çünkü "bunu ne zaman kullanacağım" sorusu cevapsız kalıyor.

Tersinden kurulduğunda tablo değişiyor: ekibin haftada birkaç kez yaptığı, herkesin sıkıldığı, hatanın pahalıya patladığı bir iş seçiliyor ve gün onun üstünde geçiyor. Satın alma masasında bu genelde şartname yazmak ya da farklı formatlarda gelen teklifleri yan yana koymak oluyor; başka bir ekipte rapor okumak, sözleşme taramak, tekrar eden yazışma.

Bunun tek bir pratik sonucu var: eğitim öncesinde birinin oturup "bizim tekrar eden işlerimiz neler" sorusunu yazması gerekiyor. O liste olmadan kurulan gün, kaçınılmaz olarak genel bir sunuma dönüyor.

Kim katılmalı: karışık grup mu, aynı masadan gelen grup mu?

Aynı işi yapan insanlardan oluşan bir grup, karışık bir gruptan hızlı ilerliyor. Sebebi basit: örnek herkesin tanıdığı bir örnek oluyor, biri takıldığında diğerleri neden bahsettiğini anlıyor, ve gün sonunda çıkan akış tek bir masaya birden yerleşiyor.

Karışık grup — pazarlamadan biri, finanstan biri, üretimden biri — farkındalık için iyi, uygulama için zayıf. Herkesin işi farklı olduğu için ortak bir örnek seçilemiyor, örnek genelleştirilince de kimsenin işine tam oturmuyor.

Ekipte hem teknik hem teknik olmayan insanlar varsa bu bir sorun değil, sadece günün karışımını değiştiriyor. Zaten kurumsal tarafta üç ayrı konu var — yapay zekâyı işe koşmak, teknik ekiple aynı dili konuşmak, yazılıma ilk temas — ve çoğu kurumda bunların karışımı kuruluyor.

Farkındalık sunumu neden ertesi gün buharlaşıyor?

Bir sunum bilgi veriyor, refleks vermiyor. İnsanın bir aracı kullanmaya başlaması için o aracı kendi işinde, kendi verisiyle, birinin yanında bir kez çalıştırmış olması gerekiyor. Salonda izlemek bunu üretmiyor.

İkinci sebep daha az konuşuluyor: sunumdan çıkan kişi ilk denemesinde yanlış bir cevap aldığında ne yapacağını bilmiyor. Kimse ona "araç bunu neden yanlış yaptı, nasıl anlarsın" kısmını göstermediği için sonuç genelde "bu iş bizde tutmaz" oluyor. Aracın yanlış cevabı sürpriz değil; sürpriz olan, o anda kimsenin elinde bir kontrol yönteminin olmaması.

Veri sınırı baştan çizilmezse eğitim risk üretir

Bir günün ilk yarım saatinde konuşulması gereken şey, hangi verinin araca girmeyeceği. Bu cümle kurulmazsa iki tip insan çıkıyor: ihtiyatlı olan hiç kullanmıyor, ihtiyatsız olan kullanmaması gereken yerde kullanıyor. İkisi de eğitimin başarısızlığı sayılıyor ama ikisi de aslında eksik bir çerçevenin sonucu.

Pratik sınırlar teorik gizlilik dersinden daha işe yarıyor: hangi belge kopyalanabilir, hangisi kopyalanamaz, müşteri adı geçen bir metin nasıl anonimleştirilir, kurumun kendi araç politikası varsa o ne diyor. Bunlar bir günde konuşulabilecek şeyler ve konuşulmadığında geriye kalan tek şey tedirginlik oluyor.

Kendi tarafımızda da aynı kural geçerli: kurumsal bir günde ekran kaydı ya da örnek üretirken gerçek müşteri ve tedarikçi verisi kullanılmıyor, kurgu bir set kuruluyor. İlk cümlesi "veriyi araca yapıştırmayın" olan bir eğitimi gerçek veriyle anlatmak kendi içinde çelişki olurdu.

Gün bittiğinde geriye ne kalmalı?

İyi geçmiş bir günün sonunda elde üç şey oluyor: ekibin kendi işinden seçilmiş, uçtan uca kurulmuş çalışan bir akış; çıktının nasıl denetleneceğine dair bir yöntem; ve ekibin kendi cümleleriyle yazdığı kısa bir iç rehber.

Üçüncüsü en çok küçümsenen ama en kalıcı olanı. Dışarıdan gelen bir kılavuz rafta duruyor; ekibin gün sonunda kendi yazdığı iki sayfa, kuruma yayılan şey oluyor.

Buna karşılık gün sonunda olmayan şeyler de var ve bunları baştan söylüyoruz: sertifika programı değiliz, kimseyi yapay zekâ mühendisi yapmıyoruz, ve ekip zaten ileri seviyedeyse bunu söyleyip uygun olmadığımızı belirtiyoruz.

Bu günü kim yürütüyor?

Açık atölyelerin hepsini ben yürütüyorum. Kurumsal tarafta ise süreci Uğur İnal ile birlikte yürütüyoruz: içeriği ben kuruyorum, yönetim ve teknoloji tarafındaki soruları — bu iş bizde neye mal olur, hangi süreç otomatikleşir, neyi kurum içinde tutmalıyız — Uğur karşılıyor.

Bunu yazıyor olmamın bir sebebi var: kurumsal alıcının en çok canını sıkan şey, teklifi yazan kişiyle o gün odaya gelen kişinin farklı olduğunu sözleşme aşamasında öğrenmek. Baştan söylenirse sorun değil, sonradan öğrenilirse güven meselesi oluyor.

Sık sorulanlar

Ekibimizin hiç teknik bilgisi yok, olur mu?

Olur. Kurumsal tarafta en çok çalışılan konu zaten kod bilgisi gerektirmeyen taraf: tekrar eden işleri devretmek, çıktıyı denetlemek, hangi işin araca uygun olmadığını anlamak. Teknik olmayan ekipler için ayrı bir konu başlığı var.

Kaç kişilik grup mantıklı?

Herkesin kendi işinden bir örneği masaya koyabildiği bir büyüklük. Kalabalık arttıkça gün sunuma, azaldıkça birebir çalışmaya kayıyor. Ekibin kaç kişi olduğunu yazın, formatı ona göre öneriyoruz.

Kendi verimizle mi çalışacağız?

Sizin işinizden seçilmiş örneklerle çalışıyoruz, ama hangi verinin araca girip girmeyeceği günün başında birlikte çiziliyor. Gerçek müşteri ya da tedarikçi verisi gerekmiyorsa kurgu bir set kuruyoruz.

Sertifika veriyor musunuz?

Hayır, sertifika programı değiliz. Gün sonunda ekibin elinde belge değil, kendi işinde çalışan bir akış ve kendi yazdığı kısa bir iç rehber oluyor.

Yarım gün mü, tam gün mü?

Yarım gün farkındalık ve ilk temas için; ekip araçları eline alıp kendi işinde bir şey deniyor. Tam gün farkındalıktan uygulamaya geçiyor: tekrar eden bir işi birlikte uçtan uca kuruyoruz. Hangisinin uygun olduğu ekibin bugün nerede durduğuna bağlı.

Bunu okuyanlar şunu da okudu